ARANIYOR
Oğuz Özdem

Oğuz Özdem

ARANIYOR

07 Kasım 2018 - 15:19

    Normal süresinde yapılırsa beş ayımız var.

    Siyasi partiler fazla mesaiye yakında başlar. Elini çabuk tutan mı, flaş isimle yola çıkan mı yoksa isabetli adım atan mı kazanacak? Göreceğiz.

  Bir yerleşim yerinde adayın ille de oralı olması sizce önemli midir? Uzayan kol bizden olsun, bizden olsun çamurdan olsun, memleketimizin derdini anca memleketlimiz bilir mantığı sizce doğru mudur?

    Tutuğunu koparan, doğrular karşısında ık mık etmeyen, yeri geldiğinde masaya yumruğunu vurabilen, kimseyle dargın olmayan, üretmesini bilen, ürettiğini de değerlendiren, yeni yatırımlara yol açan, gelişmelere ve yeni fikirlere açık, istişare edebilen, danışan, fikir alan biri başkan olacaksa kafa kağıdında bulunduğumuz yerin adı yazsa ne olur yazmasa ne olur?

   Yoksa hakim olan siyasi çoğunluğa- hangi partiden olursa olsun- körü körüne bağlı, emredersinizci, şöyle yaparsam partim ne der korkusunu yaşayan, teslimiyetçi, kayırmacı bir mantıkla hareket eden biri olsun ama bizden biri olsun mu demeli.

   Adaylarda aranan niteliğin başında ne gelmeli? Liyakat, güç, irade, meselelere hakimiyet, sorunları bilmesi, çözüm odaklı olması… hangisi?

  Benim için siyasi partimin adayı kim olursa olsun iyi olan odur diyenlerden misiniz?

  Ben o şehre şapkamı koysam adayım birinci gelir mantığının devam ettiğine inananlardan mısınız?

  Genel seçimlere bakış açısıyla yerel seçimlere bakış açısının farklı olması gerektiğine inananlardan mısınız?

   Aday adaylığını bile isim yapma, kariyer planlama, çevre kazanma, iş alanında rozet olarak kullanma anacıyla hareket edenleri az mı gördük bu platformda.

Hepimiz şöyle bir geçmişi hatırlamaya kalksak gördüğümüz onlarca başkan ve başkan adaylarını hafızamızda bir canlandırsak kimin aday olup kazanamadıktan sonra bir daha ortada bile görünmediğini, kazanamama sebebini kendi dışında her şeye bağlayanları, önceleri hayırlısı neyse o olsun deyip, kazanamayınca ona buna küfredenleri, başkan olduktan sonra kişilik değiştirenleri, şehrül emin sıfatını heba ettiklerini, usulsüzlüklerini velhasıl pek çok şeyi hatırlarız.

   Ötesinde; yaşıyorsa sitayişle bahsettiğimiz, ölmüşse aklımıza her geldiğinde rahmet okuduğumuz, eserlerini her yerde gördüğümüz, gelmiş geçmiş en iyi başkanlardan biri olarak ifade ettiğimiz kişiler de yok mu? Elbette var ve olmaya da devam edecek.

   Yerli olup memleketine çivi çakmayanı da bilirim, nüfus kağıdında başka ilin adının yazmasına rağmen seçildiği beldeyi abad edeni de ve tabi bunun tam tersini de.

  Öyleyse mesele ne Ahmet Mehmet, ne de şehir belde meselesidir. Mesele hizmet ve hizmete layık liyakatli kişilerin başkan koltuğuna oturmasıdır.

   Mesele oralı buralı olmasından ziyade “başkan” kelimesinin altını üstünü adam akıllı doldurabilecek kişilerin koltuğa oturmasıdır.

   Mesele memleket meselesidir.

   Rahmetli barış Manço’nun çok sevdiğim bir şarkısı var.

  “Hemşerim memleket nere?

    Bu dünya benim memleket.

Hayır anlamadın hemşerim asıl memleket nere?

   Dedim ya yahu bu dünya benim memleket.”

                                                     Aranıyor başlıklı başkanlık yazı dizisi devam edecek……..

 

 

 

 

Bu yazı 144 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar