Hacı Ahmet Ünlü

Hacı Ahmet Ünlü

Dini Bilgiler

Selef'in Bidat Ehlinden Sakınma ve Sakındırma Menheci

25 Ağustos 2018 - 14:17

Bizleri tüm Rasûllerin ortak dini olan ve Allah’ın huzurunda ondan başka bir dinin kabul edilmeyeceği İslam’a hidayet eden Allah’a sonsuz hamd olsun. Salât ve selam, İslam dininin mihenk taşı ve son halkası olan Muhammed Mustafa’ya, onun pak ailesine ve ashabının üzerine olsun.

 
Bu konuda icmayı nakleden âlimlerden birisi olan şehid İmam İbn Teymiyye, Mecmuu’l-Fetava (28/231)’de şöyle demiştir: “…Bid’at ehlinin imamları gibi kitap ve sünnete aykırı görüşlerin sahipleri veya kitap ve sünnete aykırı ibadetler böyledir. Onların durumlarını açıklayıp ümmeti onlardan sakındırmanın farz oluşunda ümmetin ittifakı vardır.”
 
Şehid İbn Teymiyye’nin bu sözü şüphe ve tereddüte mahal bırakmayacak kadar açık bir ifadedir. Âlimler, bid’at ehlinden sakındırma hususunda icma etmişlerdir. Bunun sebebi de onların müslümanlara içte olan zararlarının, dıştaki Allah düşmanlarının zararından daha fazla olmasıdır. Nitekim İbn Teymiyye rahimehullah’ın bu konudaki açıklaması ileride gelecektir.
 
İmam İbn Batta rahimehullah, el-İbânetu’l-Kubrâ’da şöyle demiştir: “Dinin hususunda bid’at ehlinden hiç kimseye danışma, yolculuğunda onunla arkadaşlık etme. Mümkünse onunla yakın komşu da olma. Zikrettiğimiz hususlardan bir şeye itikad eden herkese karşı darılıp öfkelenmemiz ve bu kimselere yakınlık gösteren, onları destekleyen, savunan ve arkadaşlık eden herkesi de terk etmemiz sünnettendir. Kişi bunu yaparsa sünneti izhar etmiş olur.”
 
İmam Ebu Osman es-Sâbûnî Rahimahullah, Akidetu’s-Selefi ve Ashabi’l-Hadis kitabında şöyle demiştir: “Bid’at ehlini kahretmek, onları zelil etmek, aşağılamak, onlardan uzaklaşmak, onları uzaklaştırmak, onlarla arkadaşlık edenlerden ve beraber bulunanlardan da uzaklaşmak, böylece onlardan uzaklaşıp terk etmek suretiyle Allah Azze ve Celle’ye yakınlaşmak görüşünde ittifak etmişlerdir.”
 
Yine şöyle demiştir: “Bid’at ve sapıklık ehlinden uzaklaşırlar, hevâ ve cehalet sahiplerine düşmanlık ederler, dinde ondan olmayan şeyler çıkaran bid’at ehline buğz ederler. Onları sevmez ve onlarla arkadaşlık etmez, onların sözlerini dinlemez ve onlarla oturmazlar.”
 
İmam Begavî rahimehullah da Şerhu’s-Sunne’de şöyle demiştir: “Sahabe, tabiun ve onlara tâbî olan sünnet âlimleri, bid’at ehline düşmanlık edip onları terk etmek hususunda söz birliği (icma) etmişlerdir.”
 
İbn Batta şöyle demiştir: “Bilin ki ey kardeşlerim, ben bazı toplulukların sünnet ve cemaatten ayrılmalarının, bid’atlere ve çirkinliklere mecbur kalmalarının, kalplerine bela kapısının açılıp hakkın nurunun basiretlerinden engellenmesinin sebebini düşündüm ve bunun iki açıdan olduğunu gördüm:
 
Birincisi: Kendilerini ilgilendirmeyen, bilinmemesinin akıl sahibine zarar vermediği ve anlamasının mümine fayda vermediği şeyleri çokça araştırıp çokça sormaları.
 
İkincisi: Fitnesinden emin olunmayan ve sohbeti kalpleri ifsad eden kimselerle oturmaları.”
 
Yine şöyle demiştir: “Ey Müslümanlar topluluğu! Allah’tan korkun Allah’tan! İçinizden hiç kimseyi, kendi nefsine güzel zannı ve tuttuğu yol hakkındaki bilgisi, şu hevaların ehlinden biriyle oturmaya ve böylece dinini riske atmaya sürüklemesin! O şöyle der: “Ben onun yanına münazara etmek veya görüşünden döndürmek için gidiyorum” Şüphesiz onların fitnesi deccalin fitnesinden şiddetli, sözleri kuduz mikrobundan daha bulaşıcı ve kalpleri ateş korundan daha yakıcıdır. Nitekim onlara lanet ve hakaret eden bazı insan toplulukları gördüm ki, onlara karşı çıkmak ve reddiye vermek için onlarla oturdular. Onlar da kendilerine gizlice, ince fikirlerle yaygılar döşediler, nihayet onlardan oldular.”
 
Şehid Şeyhulislam İbn Teymiyye şöyle dedi: “…Bunlar ne söylediklerini ve Müslümanların dinine muhalefet ettiklerini gayet iyi bilmektedirler. Bu sebeple bunlara intisap eden, bunları savunan, övüp yücelten, kitaplarına değer veren, bunlara yardım ve desteğiyle tanınan, bunları eleştirmeyi hoş görmeyen veya onların sözlerinin mahiyetini, bu kitabı onun yazıp yazmadığını bilmediği mazeretiyle ve ancak bir cahilin ya da münafığın ileri sürebileceği benzeri mazeretlerle onları mazur görmeye kalkışan herkesin cezalandırılması gerekir. Hatta durumlarından haberdar olup da onlara karşı çıkmaya yardım etmeyen herkesin de cezalandırılması gerekir. Çünkü böylelerine karşı kıyam edilip de mücadelede bulunmak en önemli farzlardandır…”
 
Sufyân es-Sevrî’den: Bid’at sahibiyle oturan kimse şu üç şeyden birinden kurtulamaz: Ya başkasına bir fitne olur, ya kalbine bir şey girer de bu sebeple Allah onu cehenneme atar, ya da şöyle der: “Allah’a yemin olsun ne konuştuklarına aldırmıyorum. Ben kendime güveniyorum.” Her kim göz açıp kapayıncaya kadar dini konusunda Allah’tan emin olursa, ondan onu çekip alır.” (İbn Vaddah el-Bid’a s.89)
Şehid Şeyh-ül islam İbn Teymiyye Mecmuu’l-Fetava’da (28/231) şöyle demiştir
Hatta Ahmed b. Hanbel Rahimehullah’a “Kişinin namaz kılıp, oruç tutarak itikâf yapması mı yoksa bid’at ehlini eleştirmesi mi sana daha sevimlidir?” denilince şöyle demiştir: “Kalkıp namaz kılar ve itikâf yaparsa bunu ancak kendisi için yapar. Bid’at ehlini eleştirirse bunu müslümanlar için yapar ve bu daha faziletlidir.”
Şehid İbn Teymiyye Rahimehullah dedi ki: “Bid’âtlere çağıran kimse müslümanların ittifakıyla cezalandırılmayı hak etmiştir. Ceza bazen öldürülmek olur, bazen daha düşük bir ceza olabilir. Şayet o cezalandırılmayı hak etmemiş olsaydı veya buna imkan olmasaydı onun bidatini açıklayıp ondan sakındırmak mümkün olmazdı. Zira bu iyiliği emir ve kötülüğü yasaklama kapsamındadır. Bunu ise Allah ve Rasulü emretmişlerdir.” (Mecmuu’l-Fetava 35/414)
Şeyh el-Elbânî rahimehullah şöyle demiştir: “Bid’atçi olduğu söylenmesi gereken kimdir meselesine gelince; o, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in: “Her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık ateştedir” sözüne muhalefet eden kimsedir. Sonra Allah Azze ve Celle’ye yakınlaşmak için Allah’ın dininde yenilik çıkaran veya Allah Azze ve Celle’nin dininde başkasının çıkardığı bir bid’at ile yakınlık sağlamaya çalışan kimsedir.
Din, Kuran ve Resulullah (sav)'la birlikte bir bütündür. Birinin eksilmesi sözkonusu olamaz. Resulullah (sav)'ın örnek davranışlarını, öğrettiği hikmetleri ve verdiği hükümleri bize ulaştıran kaynak ise Tevhid Ve Sünnet itikadıdır.

 

(Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabı, yolların en güzeli Resulullah’ın yoludur. İşlerin en kötüsü ise bid’attir. Her bid’at sapıklıktır, her sapıklığın yeri de Cehennemdir.) [Buhari, Müslim, Nesai )
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e umûmî bir rahmet ile merhamet eyle!»” (Ali el-Müttakî, no: 3212, 3702) AMİN

YORUMLAR

  • 1 Yorum