Erdal Kesici

Erdal Kesici

Nevşehir'de Neler Oluyor ?

Nevşehir'de Odalar Ne İş Yapar?

21 Kasım 2017 - 15:05 - Güncelleme: 21 Kasım 2017 - 15:06

Nevşehir’in sanayi Tarım ve turizme dayalı ekonomisi, son yılların en kötü dönemini yaşıyor

 

Bu zamanlarda Turizmin kötü gidişinin ekonomiye olumsuz etkilerini, tarım, ticaret ve inşaat sektörüyle baskılamaya çalıştık şimdiye kadar…

 

Kapadokya’da kış aylarında da yaşayan ciddi bir nüfus potansiyelinden söz edebilirdik önceki yıllarda… Kış aylarında da sokaklar canlı, cıvıl cıvıldı birkaç yıl öncesine kadar…

 

 

Kış turistlerimiz bile vardı; “ucuz” da olsalar! Hepsi birer birer terk ettiler bizi… Yanlış yaptık besbelli… Turizmi, hep bizimle zannettik…

 

Ekonomimizi daima büyüterek, kentin pastasından pay kapanları çoğaltarak ve besleyerek bugünlere geldik…

 

 

Ve bugün… Siftahsız dükkan kapatan esnaf sayısı hiç de az değil… Çekler yazılıyor. Senetler protesto oluyor.

 

 

Krediler geri dönmüyor. Kısa vadede düzelme ya da iyileşme de beklenmiyor. Canı yanan kim?

 

Ticaret erbabı… Esnaf… Onlar ne diyor? Ne demiyor ki! Canı yanan ne yapar? Feveran eder! Bir esnaf dert yandı “Oda seçimleri yaklaşıyor ; ortalıkta adaylar dolaşıyor. Ama, odaları kimse sorgulamıyor” diye dert yanıyor.

 

 

Bakın ne diyor: Esnafın sıkıntılarından bahis yok. Odaları sorgulamak yok, ne yaparlar, ne işe yararlar, esnafı için ne yapmışlar, hiç bir şey! Bir ambulans alırlar, bir cenaze arabası, adı hizmet olur.

 

 

3 senede bir benim paramla tanışma ve kaynaşma adı altında yemek verilir, o da oradaki protokole yalakalıktan öte geçmez. Orada, sorunun ne diye sorulmaz, sadece yalakalık yapılır.

 

Nevşehir’de onlarca büyük marketler var (hala açmak için uğraşılıyor) ve bunların karşısında direnmeye çalışan esnaflar.

 

 

Basına gelince; bunları haber yapmıyorsunuz, Ara sıra dernekten, oda başkanlarından, ilçe başkanlarından telefon gelirse onların konuştuklarını haber diye yazıyorsunuz o kadar.

 

Hiç kırmızı ışıklarda neler olduğunu biliyor musunuz?

 

Aynı İstanbul’daki gişelerde olduğu gibi dilenen çocuklar, elinde mendil satan çocuklar, bunları haber yaptınız mı?

 

Nevşehir elden gidiyor, küçük küçük çocuklar ışıklarda dileniyor, işte bunları haber yapın, bunları bulun sorgulayın, araştırın! …

 

Valla haklısın esnaf kardeşim… Doğru söze ne denebilir ki… Basın olarak ben mesajımı aldım.

 

 

Ya siz sevgili Oda Başkanları ya da adayları? Sizler de aldınız mı?

 

 

İnsanoğlu yaşamı boyunca karşılaşacağı iki şeye karşı önlem alamaz: İhanet ve iftira... Her iki eylem de ucuz insanların işidir... İhanet edenlerin sonu daima hüsrandır... Bir daha güvenilmeyecek ve inanılmayacak kişidirler artık...

 

 

Toplumsal hastalığımız olan "Çamur at izi kalsın" politikası, her ne kadar iftirayı meşrulaştırmış olsa da iftira genellikle boomerang gibi sahibine geri döner ve onu vurur. Hele bizim meslekte bunun çok örnekleri vardır... Gazeteci, toplumsal işlevi gereği her ne kimin çıkarlarına çomak sokmaya başlamışsa iftiraya uğrama olasılığı oldukça yüksektir ne yazık ki...

 

Derler ki, “Benden şunu istedi de yapmadım!” Hani kanıtı? Kanıta ne gerek var, “Çamur at izi kalsın!” Gazetecinin toplumsal görevini yapmaktan başka kaygısı yoktur oysa... Bu ülkede yaşayanlar için olumsuzluklar ne denli çoksa gazeteci için de o kadar çok malzeme var demektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum